Bir varmış, bir yokmuş, Akçaağaç Ormanı’nın derinlerinde Bartolome adında nazik bir ayı ile Rosie adında zeki bir tavşan yaşarmış. Bartolome balı ve sıcak şekerlemeleri severmiş, Rosie ise çıtır havuçları ve meraklı maceraları. Çok farklı olmalarına rağmen, onlar en iyi dostlarmış.
Güneşli bir sabah Rosie, heyecandan titreyen burnuyla Bartolome’nin mağarasına zıplayarak gelmiş. “Bartolome!” diye seslenmiş. “Eski söğüdün yanında kazarken harika bir şey buldum!” Güneş ışığında gümüşi-mavi parıltıyla parlayan küçük, ışıltılı bir tohum göstermiş.
“Ne garip bir tohum!” diye homurdanmış Bartolome. “Hadi dikelim!”

“Şimdi bekleyeceğiz,” demiş Rosie. “Ama neyi?” diye sormuş Bartolome yüksek sesle.
Gece olduğunda ve ay göğe yükseldiğinde, hava hafif bir uğultuyla dolmuş. Birden, tohumu diktikleri yerden küçük bir filiz çıkmış, ay ışığında hafifçe parıldamış. Rosie’nin nefesi kesilmiş, Bartolome’nin gözleri hayretle açılmış.
Bütün gece filizin daha da büyüyüp göğe doğru kıvrılarak yükselişini izlemişler. Yaprakları gümüş şeritler gibi açılmış, çiçekler birer birer açılmış, her biri yumuşak bir ışık saçıyormuş. Şafak söktüğünde büyülü bir bahçe ortaya çıkmış — ay çiçekleri, yıldız lahanaları ve parlayan meyve çalıları, hepsi sabah ışığında ışıltılıymış.

Alacakaranlık bastığında Bartolome diğer hayvanları nazikçe bahçeye götürmüş, Rosie ise önden zıplayarak yolu göstermiş. Kirpiler yumuşak parlayan yosunlarda yuvarlanmış, baykuşlar ışıltılı dallara tünemiş, fareler ise fener gibi parlayan minicik meyveleri kemirmiş.
Gece üstüne gece bahçe serpilip büyümüş. Ama bir akşam bulutlar ayı örtmüş ve büyülü bitkiler solmaya başlamış. Hayvanlar endişeyle bir araya toplanmış.
“Şimdi ne yapacağız?” diye fısıldamış bir sincap.

Rosie’nin kulakları dikilmiş. “Hadi kendi ayımızı yapalım!”
Ateşböcekleri, cilalı taşlar ve kristal parçaları toplamışlar. Hayvanlar birlikte çalışarak parlayan taşları ve kristalleri daldan dala asmış. Ateşböcekleri havada dans etmiş, altın ışıkları titreşmiş.
Birlikte yumuşak ve parlak, ay gibi bir ışık yaratmışlar. Çiçekler yeniden canlanmış, meyveler parlamış ve bahçe tekrar ışıldamış.

Bartolome ve Rosie yan yana oturmuş, etrafları dostlarla ve ışıldayan çiçeklerle çevriliymiş. Bartolome uykulu bir tebessüm etmiş. “Bu, şimdiye kadarki en güzel macera.”
Rosie başını sallamış, gözleri parıldamış. “Ve en güzel yanı, bunu birlikte yapmamız.”
Ve böylece gece yarısı bahçesi her gece daha da parlak büyümüş, kahkaha, iyilik ve gerçek dostluğun büyüsüyle dolmuş.