Bir varmış bir yokmuş, fısıldayan yeşil bir ormanın kalbinde Bernard adında bir ayı ve Millie adında bir fare yaşarmış. Bernard iri ve sakindi; burnu bal kokusuna titrer, kalbi ise çimenler kadar yumuşak olurmuş. Millie küçücük ve zekiymiş; gözleri pırıl pırıl, patileri hızlı, daima macera arayışındaymış.
Bir akşam, güneş uzun çamların arkasına inerken, Millie sevdiği böğürtlen çalısının yanında mırıldanan Bernard’a koşturmuş. “Bernard!” diye cıvıldamış. “Hiç merak ettin mi, ormanda ay ışığı parladığında neler oluyor?”
Bernard yavaşça göz kırpmış. “Ben hiç o kadar geç kalmadım,” diye homurdanmış. “Ama merak ediyorum, acaba orman gece kendi hikâyelerini anlatıyor mu?”

Böylece, alacakaranlık çöktüğünde ve yıldızlar kadife gökyüzünden göz kırptığında, bu tuhaf ikili gece yarısı macerasına çıkmış. Orman, ay ışığında bambaşka görünüyormuş. Gölgeler dans ediyor, yapraklar gümüş gibi parlıyormuş. Sessizce dönen başlarıyla uyuyan baykuşların yanından, küçük fenerler gibi yanıp sönen ateşböceklerinin altından geçmişler.
Gezerken, mavi çan çiçekleriyle dolu parlayan bir açıklığa varmışlar. Çiçeklerin altından cırcır böceklerinin korosu bir ninni çalıyormuş. Millie müziğe sallanmış, Bernard ise büyük patileriyle alkışlamış, müzisyenleri ürkütmemeye dikkat ederek.
Daha ileride, nehir kıyısındaki yaşlı söğüt ağacına ulaşmışlar. Ay, durgun suya yansımış, onu erimiş gümüşten bir göl gibi göstermiş. Birden, bir kurbağa ailesi cırcır böcekleriyle aynı anda vıraklamaya başlamış, Bernard ise derin ve sıcak bir kahkaha atmış.

Bernard havayı koklamış. “Bal!”
Kokuyu takip ederek devrilmiş bir kütüğe gelmişler; içindeki kovukta yabani bir petek saklıymış. Bernard dikkatle altın damlacığı patisine alıp Millie’ye uzatmış. Millie tadına bakmış, gözleri hayranlıkla açılmış. “Harika!”
İki dost balı paylaşmış, dudaklarını yalayıp mutlulukla mırıldanmışlar. Yakından bir kirpi gelmiş, kahkahalarına çekilmiş. Onlara, hayvanların ay ışığında dans ettiği gizli gece toplantılarından bahsetmiş. Millie’nin gözleri parıldamış. “Bernard, sence biz de katılabilir miyiz?”

Şafak gökyüzünü pembe ve altın rengine boyadığında, hayvanlar birbirine iyi geceler dilemiş. Bernard esnemiş, göz kapakları ağırlaşmış. Millie onun yumuşacık kürküne sokulmuş. Birlikte, ağaçların arasından sızan ilk güneş ışıklarını izlemişler.
“Bu macera için teşekkür ederim, Millie,” diye mırıldanmış Bernard.
Millie uykulu bir gülümsemeyle karşılık vermiş. “Orman sihirle dolu, özellikle bir dostla paylaşıldığında.”
